Türkiye'nin savunma sanayisinde attığı en kritik adımlardan biri olan Milli Muharebe Uçağı KAAN, prototip aşamalarındaki başarılarıyla dünya basınında geniş yer bulmaya devam ediyor. Projenin teknik detayları ve gelecek projeksiyonları, askeri stratejistler tarafından yakından takip ediliyor. Bu röportaj, uçağın teknik evriminden 2036 yılındaki operasyonel vizyonuna kadar uzanan kapsamlı bir analizi içeriyor.
Prototip aşamalarındaki teknik değişimler

P1 modelindeki en görünür ve radikal değişim, burun kısmına yerleştirilen Murat 200A AESA radarıdır. Bu radar donanımı nedeniyle burun yapısı P0’a göre daha bombeli bir geometriye kavuştu. Söz konusu teknoloji, 150-200 kilometre mesafeden yaklaşan uçak ve füzeleri tespit edebilme kabiliyetine sahiptir. Ayrıca görünmezlik (hayalet uçak) özelliğini artırmak amacıyla EOTS (Hedefleme Sistemi) ve IRST (Kızılötesi Arama ve Takip Sistemi) gibi elektronik donanımlar gövde içerisine gizlendi, dış satıhta pürüzsüz bir RAM boya sistemi uygulandı. Bir diğer prototip olan P2 ise tamamen "iron bird" (demir kuş) olarak adlandırılan yer testleri için yapılandırıldı. P2, uçuş esnasında maruz kalınacak yüksek basınca eşdeğer kuvvetlerle yerde dayanıklılık testlerine tabi tutulacaktır.
Motor gelişimi ve akıllı kask teknolojisi
Teknolojik entegrasyonun bir diğer boyutu ise kokpitte yer alıyor. Pilotun kullandığı akıllı kask sistemi, uçak ile insan arasındaki bağı üst seviyeye taşımaktadır. "Sensör füzyonu" adı verilen teknoloji sayesinde, uçaktaki tüm radar ve optik veriler birleştirilerek pilotun kaskındaki dijital ekrana yansıtılmaktadır. Bu durum, muharebe ve yüksek manevra esnasında pilotun karar alma mekanizmasını hızlandırırken, üzerindeki pilotaj iş yükünü de en az seviyeye indirmektedir.
F-35, Eurofighter Typhoon ve KAAN kıyaslaması

Görünmezlik noktasında F-35'in radar kesit alanı (RCS) avantajlı görünse de KAAN, dahili mühimmat hazneleri ve özel geometrisiyle bu açığı kapatmaktadır. Önemli bir detay olarak; F-35'in tek motorlu devasa yapısı art yakıt kullanımında aşırı termal ısı yaymakta, bu durum onu kızılötesi takip sistemlerine karşı açık hedef haline getirmektedir. KAAN ise çift motor yapısıyla ısı dağılımını ve aerodinamik kararlılığı daha dengeli yönetmektedir.
Gökyüzündeki muharebe simülasyonları
Asıl kırılma noktası 5. nesil iki uçak olan KAAN ve F-35 karşı karşıya geldiğinde yaşanacaktır. Her iki uçak da radarda görünmediği için tespit edilmemek adına kendi radarlarını kapatacaklardır. Bu durumda uçaklar birbirlerini ancak 30-40 kilometre gibi çok yakın bir mesafede fark edebilirler. Bu mesafeye girildiği andan itibaren radarlar değil, ısıya duyarlı kızılötesi sistemler devreye girer. F-35'in motorundan yayılan yüksek termal ısı, KAAN'ın IRST kızılötesi takip sistemi tarafından kolayca avlanacaktır. Üstelik F-35 manevra kabiliyeti açısından hantal bir uçak olduğundan, KAAN'ın yüksek kıvraklığı ve füzelerinden kaçma şansı oldukça düşüktür. Dolayısıyla yakın muharebede KAAN'ın F-35'i imha etme olasılığı çok daha yüksektir.
2036 Vizyonu ve hava sahası kontrolü
En kritik nokta ise KAAN'ın tek başına savaşan bir uçak olmamasıdır. KAAN; Kızılelma, Akıncı ve Bayraktar gibi insansız hava araçlarıyla (SİHA) tam entegre çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Gökyüzüne havalandığında etrafındaki tüm kamikaze ve keşif dronlarını sensör füzyonuyla havadan komuta edecektir. Bu yönüyle KAAN, hava muharebelerinde sadece bir avcı uçağı değil; adeta bir komutan uçak, gökyüzünün "amiral gemisi" rolünü üstlenecektir. Bu vizyon, bölgedeki Su-57, J-20 veya F-35 gibi tüm yabancı unsurların hava sahamıza girişini engelleyecek güçtedir.
Yorumlar (0)